Haber : Aykut BAŞ
Teknoloji özellikle savaş teknolojisi sürekli gelişim gösteren bir alan. Bu alanda uzunca bir süredir barutlu sistemlerin yerini alabilecek alternatif sistemlerin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar gerçekleştiriliyor. Savunma dünyasında “Barut Çağı” yavaş yavaş kapanırken, Türkiye bu alanda sadece bir izleyici değil, oyun kurucu olarak sahneye çıkmak için çalışmalar gerçekleştiriyor. ASELSAN TUFAN, Yetkin Dikinciler (Yetkin Teknoloji) Şahi 209 ve TÜBİTAK SAGE SAPAN ile “Elektromanyetik Fırlatma” liginde Türkiye’nin de yer almasına imkan sağlıyorlar.
Günümüzde kullanılan geleneksel toplar barutun patlamasıyla oluşan gaz basıncını kullanırken; yeni nesil elektromanyetik top sistemleri Lorentz Kuvveti‘ni kullanır. Yüksek elektrik akımıyla oluşturulan manyetik alan, mermiyi raylar üzerinden ses hızının katbekat üzerine çıkartarak namludan fırlatır.
ASELSAN tarafından geliştirilen TUFAN, sistemin tüm bileşenlerini (enerji depolama, fırlatma ve mühimmat) bir araya getiren en kapsamlı platform olarak ön plana çıkıyor.
Urban Savunma tarafından geliştirilen Şahi 209, dünyada sahada test edilen ve dikkatleri üzerine çeken ilk sistemlerden biri oldu.
TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen SAPAN, Türkiye’nin bu alandaki ilk “hipersonik” denemelerinden biridir.
| Sistem | Geliştirici | Durumu | Temel Hedef |
| TUFAN | ASELSAN | Geliştirme/Entegrasyon | Gemi ve Kara Hava Savunma |
| Şahi 209 | Yetkin Teknoloji | Test/Prototip | Stratejik Hedef İmhası |
| SAPAN | TÜBİTAK SAGE | Teknoloji Gösterimi | Hipersonik Veri ve Altyapı |
Türkiye; ABD, Çin ve Rusya gibi devlerin yarıştığı bu “Süper Lig”de üç farklı koldan ilerliyor. Geleceğin deniz savaşlarında ve sınır güvenliğinde, barut kokusu yerini elektrik arklarının sesine bırakacak gibi görünüyor. Türkiye’nin bu teknolojiyi millileştirmesi, 2030’lu yılların savaş meydanlarında bizi en üst sıraya taşıyabilir. Ancak ilgili tüm sistemlerin başarılı test görüntülerinin ardından derin bir sessizliğe gömülmüş olmaları düşündürücüdür. Türkiye’nin üç koldan giriştiği bir teknoloji geliştirme yarışını bir anda geride bırakacağını düşünmesek de önceliklerin ve gizliliğin ön plana geçtiği düşünülebilir. Bu sistemlerin yüksek enerji ihtiyaçlarının minimize edilmesi önlerindeki en önemli sorun. Bu sistemlerin gelişimleri düşünüldüğünde geleceğin teknolojisi olarak bu alanda çalışmaların devam etmesi Türk Savunma Sanayi’nin geleceğe yönelik çalışmalara da yoğun ARGE yatırımları yaptığını gösteriyor. Tufan, ŞAhi 209 gibi sistemlerin Türk ordusu envanterine girdiğini muhtemeldir ki 2030’lu yıllardan sonra görebiliriz. Ancak bu sistemlerin aniden tüm barutlu sistemleri eleyip tek ve birincil sistemler olacaklarını beklemek hata olur. Zira yüzyıllardır barutlu sistemler savaşlarda en güvenilir yardımcı oldu. Ancak kılıç ve kalkan döneminin kendisine eklemlenen barutlu silahlarla homojen bir şekilde değişimi gibi ileride elektromanyetik silah sistemleri de ilk etapta yardımcı vurucu güç olarak barutlu sistemlerin yanlarına eklemlenebilir.
Elektromanyetik fırlatma teknolojisi sadece bir “silah” değil, bir “prestij ve teknoloji” savaşıdır. Türkiye’nin TUFAN, Şahi 209 ve SAPAN ile girdiği bu yolda dünyadaki rakiplerinin durumu ise şöyle:
ABD Donanması, 2005’ten beri BAE Systems ve General Atomics üzerinden bu teknolojiye yüz milyonlarca dolar harcadı.
Çin, elektromanyetik topu bir savaş gemisine (Type 072III sınıfı çıkarma gemisi) monte ederek denizde test ettiğini duyuran ilk ülke oldu.
Japonya Savunma Bakanlığı (ATLA), railgun konusunda belki de en stabil ilerleyen ülke.
Rusya, geleneksel railgun yerine daha çok “plazma fırlatıcılar” ve nükleer enerjili seyir füzelerine (Burevestnik) odaklansa da, elektromanyetik laboratuvar çalışmaları devam ediyor. Ancak batı ambargoları nedeniyle bu alandaki seri üretim ve gemiye entegrasyon süreçlerinde rakiplerinin gerisinde kaldığı değerlendiriliyor.
| Ülke / Sistem | Enerji Kapasitesi | Hız (Tahmini) | Mevcut Durum |
| Türkiye (TUFAN) | Orta / Yüksek | Mach 6 | Deniz ve Kara Entegrasyon Aşamasında |
| ABD (BAE/ONR) | Çok Yüksek (32MJ) | Mach 7 | Kara Testleri Yeniden Başladı |
| Çin (Sea-Trial) | Yüksek | Mach 6 | Gemi Testleri Tamamlanıyor |
| Japonya (ATLA) | Orta (5-10MJ) | Mach 6.5 | Deniz Testlerinde Başarılı |
Türkiye’nin en önemli avantajı, ASELSAN ve TÜBİTAK gibi kurumların yanı sıra Urban Savunma (Şahi 209) gibi özel sektör girişimleriyle “hızlı prototipleme” yapabilmesi. Bu alanda Şahi 209’un ilk prototipi ile blok 2 prototipi arasındaki süre düşünüldüğünde üretim ve geliştirme kabiliyetinin önemli derecede hızlı olduğu fark edilebiliyor. ABD ve Çin devasa güçlere odaklansa da, Türkiye daha çok “taşınabilir ve taktiksel” boyutlara odaklanarak bu silahları 2030’dan önce envantere sokmayı hedefliyor. Türkiye bu taktiğini lazer silahları alanında da kullanmış ve NAZAR ve ALKA gibi lazer silah sistemlerini envanterine katarak teknolojinin son nimetlerini orta güçte de olsa kullanıma alarak rakiplerine karşı önde olmayı başarmıştır. Elbette ABD ve ÇİN gibi devlerin finansal güçleri ve bilgi birimkimleri düşünüldüğünde devasa güçler yerine daha hızlı ve kompakt çözümleri ilk etapta geliştirmek TÜRKİYE için daha avantajlı olmaktadır. Bu geliştirme aşamaları Türkiye’ye ilerisi için bilgi birikimi ve teknoloji kazandırmaktadır.
STM’nin, dikey iniş-kalkış kabiliyetine sahip yeni nesil VTOL İHA’sı “TURUL”, test uçuşlarına başarıyla devam ediyor.…
STM, milli vurucu İHA’sı KARGU’yu JINN Elektronik Harp Podu ile donattı. Saha testlerinde düşman radarlarını…
Mavi Vatan’ın güvenliğinde yeni bir dönemi başlatan yerli ve milli teknoloji MALAMAN Akıllı Dip Mayını,…
Savunma sanayiinin önde gelen aktörlerinden FNSS ve Çek Savunma Sanayii Grubu (CSG), stratejik iş birliklerinin…
Türk savunma sanayiinin lider firmalarından ROKETSAN, SAHA 2026 fuarında görücüye çıkardığı yeni nesil tanksavar füze…
https://youtu.be/tlxLfdm-lBQ?si=9rzT4RB08UTs8mm_ Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), modern harp sahasının en büyük risklerinden biri olan hava…