Türkiye’nin millî savunma sanayii, stratejik bağımsızlık ve bölgesel caydırıcılık hedefleri doğrultusunda hava-hava füze teknolojilerinde çığır açan bir projeyi daha hayata geçiriyor: Ramjet motorlu uzun menzilli GÖKHAN hava-hava füzesi. Bu proje, Türk Hava Kuvvetleri’nin görüş ötesi angajman yeteneğini radikal biçimde artırarak, hava üstünlüğünü perçinleme ve yüksek değerli hava platformlarını düşman tehditlerine karşı en uzun mesafeden koruma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. GÖKHAN, sadece yeni bir mühimmat olmanın ötesinde, ramjet motor teknolojisi, gelişmiş güdüm sistemleri ve çift yönlü veri bağı gibi en ileri teknolojileri tek bir sistemde buluşturan kapsamlı bir mühendislik atılımını temsil ediyor.
Projenin temelleri, Millî Savunma Bakanlığı ile TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (TÜBİTAK SAGE) arasında 21 Mayıs 2021’de imzalanan sözleşmeyle atıldı. BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN projelerinden edinilen kıymetli bilgi birikimi ve tecrübeyle zenginleşen GÖKHAN, kavramsal ve ön tasarım aşamalarını başarıyla tamamlayarak yer denemeleri safhasına geçti. Bu füzenin temel farklılığı, atmosferik havayı kullanarak itki üreten ramjet motorunda yatıyor. Geleneksel roket motorlarına kıyasla füzenin uçuşunun kritik evrelerinde enerji seviyesini koruyarak çok daha uzun menzil ve sürdürülebilir yüksek hız avantajı sunan bu teknoloji, Türkiye’yi hava-hava füze üretiminde dünyanın sayılı ülkeler arasına taşıyor.
GÖKHAN, ilk kez IDEF 2025 Savunma Sanayii Fuarı’nda kamuoyuna tanıtıldı. Tanıtımda, ramjet motorunun üstünlüğü, yüksek manevra kabiliyeti ve ağ merkezli harp konseptiyle uyumlu çift yönlü veri bağı özellikleri vurgulandı. Bu stratejik etkinlikte, füzenin menzil ve kabiliyetlerinin daha da artırılmasına yönelik bir sözleşme değişikliği yapılırken, gelecekte daha uzun menzilli “Blok” versiyonlarını içeren bir füze ailesi geliştirme vizyonunun temelleri de atıldı.
Hâlihazırda geliştirme ve test süreçleri devam eden GÖKHAN, 2025 sonrasında da menzil ve kabiliyet artırımına yönelik çalışmalarla evriliyor. Yer denemelerinin ardından uçuş ve atış testleriyle doğrulaması yapılacak olan füze, henüz Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde operasyonel olarak görev yapmamaktadır. Bu durum, projenin gelişim dinamizmini ve sürekli iyileştirme hedeflerini gözler önüne seriyor.
GÖKHAN’ın sunduğu en önemli kazanımlardan biri, Türkiye’nin uzun menzilli hava-hava füze kabiliyetini tamamen millî imkânlarla geliştirmesidir. Bu, sadece dışa bağımlılığı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda kazanılan ileri mühendislik birikiminin gelecekteki farklı füze ve hava platformlarına da aktarılmasının önünü açıyor. Füzenin, KAAN, F-16 ÖZGÜR başta olmak üzere, KIZILELMA ve HÜRJET gibi gelecek nesil hava araçlarıyla uyumlu çalışacak şekilde tasarlanması, Türkiye’nin hava gücünün entegre bir ekosistem içinde maksimum verimliliğe ulaşmasını sağlayacak.
Yüksek manevra kabiliyeti ve çift yönlü veri bağı ile GÖKHAN, modern hava muharebesinin karmaşık gereksinimlerine eksiksiz yanıt veriyor. Bu özellikler, füzenin sadece menzil olarak değil, hedefe angajman yeteneği ve değişen harp ortamına adaptasyonu açısından da üstün bir performans sergilemesini garantiliyor. Sonuç olarak GÖKHAN, Türkiye’nin hava-hava füze portföyünde BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN’ın ardından atılan en büyük adımı temsil etmekle birlikte, ülkenin global savunma arenasında teknolojik liderliğini perçinleyen stratejik bir proje olarak öne çıkmaktadır.
