İran ile İsrail ve ABD arasındaki gerilim, uzun yıllardır süregelen bir “vekalet savaşı” olsa da, doğrudan askeri çatışmalar ve kapsamlı harekatlar son iki yılda son raddesine ulaştı ve artık bir doğrudan savaşa evrildi.
- Savaş Ne Zaman Başladı?
Çatışmalar tek bir tarihten ziyade üç ana aşamada şiddetlendi:
- Haziran 2025 (“12 Gün Savaşı”): İsrail ve ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik düzenlediği hava saldırılarıyla ilk büyük doğrudan çatışma patlak verdi. Bu dönemde İran’ın nükleer altyapısı ve askeri üsleri hedef alınırken, İran tarafı ise 500’den fazla füze ile bu saldırılara karşı misilleme yaptı.
- Ocak-Şubat 2026: Bölgede deniz trafiğine yönelik saldırılar ve karşılıklı yıpratma atışları tansiyonu yükseltmeye devam etti.
- 28 Şubat 2026 – Günümüz: İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyonla Operation Epic Fury, her ne kadar operasyon denilse de bir savaştır bu. Son operasyonlar ile çatışmalar tam ölçekli bir savaşa dönüştü.
- ABD’ye Maliyeti
ABD için bu savaşın maliyeti sadece mühimmat değil, aynı zamanda bölgedeki askeri varlığın sürdürülmesini de kapsıyor.
- Günlük Maliyet: Mart 2026 itibarıyla ABD’nin operasyonel maliyeti günlük yaklaşık 1 milyar dolar ile 1.4 milyar dolar arasında değişiyor.
- Toplam Harcama: Mart 2026’nın ilk yarısı itibarıyla, sadece son harekatın maliyetinin 16.5 milyar doları geçtiği tahmin ediliyor.
- Ek Giderler: Savaşın ilk 100 saatinde mühimmat yenileme ve hasar gören F-35/F-15 uçaklarının onarımı için bütçe dışından 3.7 milyar dolar ek harcama yapılmıştır. Ayrıca Ekim 2023’ten Eylül 2025’e kadar İsrail’e yapılan askeri yardımın toplamı 21.7 milyar doları bulmuştur.
- İsrail’e Maliyeti
İsrail ekonomisi hem doğrudan askeri harcamalar hem de dolaylı ekonomik kayıplar nedeniyle ciddi baskı altındadır:
- Savunma Maliyeti: İran’ın yolladığı ucuz fiyatlı balistik füze ve dron saldırılarını durdurmak için kullanılan hava savunma sistemlerinin (Demir Kubbe, Arrow vb.) tek bir gecelik maliyeti bazen 1 milyar doları aşabiliyor. Bu durum İsrail için sürdürülebilir değildir.
- Ekonomik Kayıp: Seferberlik nedeniyle iş gücü kaybı, turizm gelirlerinin sıfırlanması ve lojistik aksamalarla birlikte İsrail’in toplam maliyetinin on milyarlarca dolar seviyesine ulaştığı bildirilmektedir.
| Kategori | ABD (Tahmini) | İsrail (Tahmini) |
|---|---|---|
| Günlük Operasyonel Maliyet | 1 – 1.4 Milyar $ | 500 Milyon – 1 Milyar$ |
| Son 12 Günlük Toplam | ~16.5 Milyar $ | Bilinmiyor (Yüksek) |
| 2023’ten Bu Yana Askeri Yardım | 21.7 Milyar $ | ( |
Not: Bu rakamlar sadece askeri harcamaları içermektedir. Petrol fiyatlarındaki artış ve küresel ticaret rotalarındaki (Hürmüz Boğazı gibi) aksamaların dünya ekonomisine verdiği dolaylı zararlar bu rakamların çok üzerindedir.
SAVAŞIN İRAN’A MALİYETİ NEDİR?
İran için bu savaşın maliyeti, ABD ve İsrail’in operasyonel mühimmat giderlerinden çok daha derin ve yıkıcı bir boyutta. İran, sadece askeri harcamalarla değil, aynı zamanda temel altyapısının tahribi ve ekonomisinin felç olmasıyla karşı karşıya kalıyor.
Askeri hedefler ve üsler ile teknoloji merkezlerinin yok edilmesi İran’ın geriye gitmesine neden oluyor. Özellikle donanmasının büyük kısmının yok edilmesi caydırıcı güç çarpanını büyük oranda düşürmüş durumda.
İran’ın hava savunma sistemlerinin yok edilmesi ve savaşın ilk anlarında ve haziran 2025 de de etkinlik gösterememiş olması İran’ın imajı ve kapasitesi hakkında kötü bir görünüm sunuyor. Savaşın başından beri ülke hava sahasının düşman unsurların aktif kullanımında olması ve hedeflerin kritik tesislerin bu denli kolay vurulması İran açısından trajik bir sonuç doğuruyor.
SONUÇ
İran’da bir rejim değişimi sağlanamasada yeniden güçlenmesi ve kaybettiklerini yerine koyması için onlarca yıl gerekiyor. Bu hasar bölgede Türkiye’nin işine yarayacaktır ancak bu fırsatı İsrail’de değerlendirmek isteyecek ve Türkiye’yi olası yeni hedefi olarak görmek için çaba sarf etme olasılığı ortaya çıkacaktır. Bu nedenle İran’ın durumundan ders çıkartarak katmanlı hava savunma sistemimizi hızla kurmalı ve halihazırda devam eden savunma sanayi projelerin de motorlar dahil yüksek yerlilik oranına ulaşarak üretim kapasitemizi arttırmalıyız. Bölgesel bir güç olan Türkiye bu savaşın ardından çok daha etkin ve caydırıcı bir güç olarak ortaya çıkabilir.
ABD bu saldırıların ardından körfez ülkelerini koruyamayarak kendi haline bıraktı. Bunu gören ülkeler ilerleyen süreçte Türkiye ile ortaklıklarını geliştirmek isteyebilirler. Buda Türk Savunma Sanayi için finansman fırsatı doğurabilir. ABD bu savaşta koruyucu maskesini düşürmüş ve başarısız olmuş durumda.
