Milli Savunma Bakanlığı halihazırda Türk tersanelerinde üretimi devam eden ve Türk Deniz Kuvvetleri için üretilen gemilerden iki adedinin yapılan anlaşma ile Endonezya’ya satıldığı iddialarına cevap verdi.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada satış iddiaları yalanlanırken 39 geminin inşasının devam ettiği belirtildi.
İstif sınıfı firkateynler, ADA sınıfı korvet gemilerinin üretiminin ardından projelendirilerek Türk Deniz Kuvvetleri ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanıp üretilen yüksek yerlilik oranına sahip savaş gemileridir.
Bakanlığın iddialar sonrası açıklaması şu şekilde; “Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyadaki ve bölgemizdeki her türlü gelişmeyi takip etmekte, değerlendirmekte ve savunma ve güvenliği için ihtiyaç duyduğu platform ve sistemleri nicelik ve nitelik bakımından eksiksiz şekilde temin edecek şekilde planlamalar yapmaktadır. Gemi inşa faaliyetlerimizin planlaması da Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını önceleyen, gemi inşa altyapımızın geliştirilmesine ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesine imkan sağlamak suretiyle sürdürülebilir bir gemi inşa ekosistemi oluşturmayı hedefleyen bir stratejiyle Savunma Sanayii Başkanlığı ile koordinasyon içinde yapılmaktadır.
Bu çerçevede tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte olup, bu durum ülkemizin deniz gücünü yerli ve milli platformlarla geliştirmeye ve yenilemeye yönelik kararlılığının somut bir göstergesidir.
Katar’da icra edilen DIMDEX-2026 fuarında TAIS Shipyards ile Katar merkezli Barzan Holdings arasında 2 adet istif sınıfı fırkateyn inşasını kapsayan bir mutabakat zaptı imzalanmıştır.
Katar ve üçüncü ülkeler için Türk deniz sistemlerinin tedarikini içeren mutabakat kesinleşmiş bir anlaşma olmadığı gibi gemilerin inşa ve teslimat takvimi konusunda da bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle basında yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu konuda resmi makamlar tarafından yapılacak açıklamalar haricinde iddia, yorum ve haberlere itibar edilmemelidir.
Sonuç olarak ülkemizin güvenliği, egemenliği ve denizlerdeki hak ve menfaatleri azami düzeyde korunmakta; bu doğrultuda atılan her adım askeri ihtiyaçlar, milli çıkarlar ve uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda, titizlikle planlanmakta ve uygulanmaktadır.”
